Yeme bozuklukları beden ağırlığı ile aşırı uğraş ve yeme davranışlarındaki değişikliklerle giden ruhsal bozukluklardır.

 

1. Anoreksiya Nervoza

Anoreksiya terimi iştahsızlık anlamına gelse de bu kişilerin iştahlarında herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Anoreksia Nervosa tanısı koyarken dikkat edeceğimiz belirtiler;

1. Kişi istemli olarak yediklerini azaltarak sağlıksız bir hızla kilo vermekte, ve kendisi için sağlıksız bir kiloda kalmaktadır.

2. Kilo almaktan aşırı derecede korkmakta, veya normalin altında kiloya sahip olmasına karşın kendini kilolu görerek zayıflamaya çalışmaktadır

3. Yetersiz beslenmeye bağlı hormonal sorunlar, adet düzensizlikleri, hipotermi, bradikardi vb fiziksel sağlık sorunları yaşamaktadır.

 

Epidemiyoloji

Anoreksiya nervosa bir ergenlik dönemi hastalığıdır. Belirtilerin ortaya çıkışı sıklıkla 10-20 yaşlar arasında olmakla birlikte en sık görüldüğü yaşlar 14-18 yaşlardır. Kadınlarda erkeklere göre 10-20 kat daha sık görülmektedir. Ayrıca gelişmiş ülkelerde, yüksek ve orta sosyokültürel düzeyde ve modellik ve balerinlik gibi fiziksel görüntüye daha çok önem verilen mesleklerde görülme olasılığı daha yüksektir.

 

Klinik

AN hastaları genellikle okul başarısı yüksek ve mükemmelliyetçi kişilerdir. Bir kısmı hastalık başlamadan önce normalin biraz üstünde kiloya sahiptirler. İlk belirtiler genellikle basit ergenlik diyetleri (Çok sık diyet yapma, karbonhidrat ve yağı kesme), kalabalıkta yemek yememe, sofraya oturmama şeklinde başlamaktadır. Kişi kilo verdikçe ilk başlarda gelen olumlu geri bildirimler ile zayıf olmak kendisi için daha önemli hale gelmekte ve bunu büyük bir başarı, çevreden takdir ve değer görmesi için gerekli bir durum gibi algılamaktadır. Bir süre sonra kişi normalin altında kilolarda olsa bile kendini zayıf olarak algılamamaya başlamaktadır. Artık elinde onca zorluklara katlanarak elde ettiği bir eseri vardır. Dolayısı ile dışardan çok zayıfladığına dair geri bildirimler gelse de bunları duymamakta, eserinin yok olmasından korkmaktadır. Çünkü eseri ile beraber kendi varlığı, değeri de son bulacak, kendince başarısızlığa sürüklenecektir. Bu da beraberinde bir kilo alma kaygısını doğurmaktadır. Hastalığın en tipik özelliği aşırı zayıflamaya karşın bu kişilerin kendilerini şişman ya da şişmanlayacak gibi hissederek yemekten kaçınmasıdır.

Aşırı derecede zayıf olmalarına karşın bu hastalar genellikle canlı ve hareketlidirler. Bu kişiler kendileri yememelerine karşın yemekle aşırı derecede ilgilenmektedirler. Vakitlerinin çoğunu bu bağlamda şeyler okuyarak ve araştırarak geçirmektedirler. Ayrıca bir kısmı yemek tarifi toplamaktan, başkaları için yemek hazırlamaktan ve onları yedirmekten adeta kendileri yiyormuş gibi haz duymaktadırlar. Yiyecekleri çok küçük parçalarda keserek yeme, çok uzun sürelerde yemek yeme, aşırı miktarlarda abur cubur satın almak/çalmak, yiyecekleri evin içinde acayip yerlere saklamak gibi davranışlar da sıklıkla bu rahatsızlığa eşlik etmektedir.

Hastalığa bağlı yaşanan fiziksel sorunlar;

  • Vücut ısısında dengesizlikler
  • Kalp ritminde bozulmalar ve ani ölüm
  • Vücut elektrolit dengesinde bozulmalar
  • Dilde ve Diş minelerinde hasar (Kusma olan tipte)
  • Kaslarda erime, kramplar ve kasılmalar
  • Akut/Kronik Böbrek Yetmezliği
  • Kansızlık
  • Bağışıklık sisteminin zayıflaması
  • Kan şekerinde düşme
  • Kolestrol artışı
  • Karaciğer işlevlerinde bozulma
  • Kemik erimesi ve kırıklar
  • Genital hormonlarda eksiklik, cinsel sorunlar
  • Beyinde küçülme ve unutkanlıklar
  • Tiroid Hormon dengesizlikleri

Anorexia Nervosa’nın kısıtlayıcı ve bulimik olmak üzere 2 alt tipi vardır.

a) Kısıtlayan Tip: Bu tip yalnızca aşırı kısıtlanmış rejim uygular ( 300-500 cal/gün)  Bunlarda yediklerini çıkarma davranışı yoktur.

b) Bulimik Tip: Kısıtlanmış rejim ile birlikte kontrolün kaybedildiği aşırı yeme nöbetleri ve bunun yarattığı pişmanlık ile birlikte çoğunlukla bu nöbetleri izleyen kendi kendini kusturma ya da müshil, idrar söktürücü veya lavman kullanarak yediklerini çıkarma davranışları bulunmaktadır. Yine aşırı spor yapma da bu belirtilerden biridir. Bulimik tipteki yeme atakları ve çıkarma davranışları genellikle gizli bir şekilde yapılmaktadır.

 

Tedavi

Tipi her ne olursa olsun hastalığı kabul etmediklerinden dolayı bu hastaların tedavisi oldukça zordur. Kişi hastalığını kabul etmediğinden dolayı tedaviye başvuru genellikle hastaların yakınları tarafından yapılmaktadır. Sağaltımın iki temel amacı bulunmaktadır. Birincisi hastanın beslenme bozukluğunu ikincisi ise bozuk yeme ve varsa çıkarma davranışlarını düzeltmektir. Tedavi doktor, hemşire, terapist ve beslenme uzmanından oluşan bir ekip tarafından yürütülmelidir. Hayati tehlikesi olan hastalar hayati tehlikeleri geçene dek yatarak tedavi edilmelidir.

 

2. Bulimia Nervosa

Ataklar halinde gelen tıkınırcasına yeme davranışı ve bunun ardından kilo alımını engellemek amacı ile yapılan davranışlar ile karakterize hastalıktır. Bu hastalar sürekli aşırı yiyen ve ileri derecede şişman olan hastalardan farklıdırlar. Hasta, aşırı yeme nöbeti başladığı zaman tüm çabalarına, korkularına, üzüntüsüne karşın ne yazık ki yeme tutkusunu durduramamaktadır. Ancak tıkınırcasına yeme atağının ardından yaşadıkları pişmanlık, utanç ve kilo alma korkusu nedeniyle bu kişiler yediklerini kusma, idrar söktürücü veya laksatif ilaçlar kullanma veya aşırı spor yapma gibi davranışlara yönelmektedirler. Bu kişiler AN hastalarından farklı olarak genelde normal kilodadırlar. Ancak AN hastalarında olduğu gibi bunların da beden ağırlıkları ile benlik değeri arasında bir ilişki söz konusudur.

 

Epidemiyoloji

BN’nın genç kadın popülasyonunda görülme sıklığı %1-4 arasındadır. Kadınlarda daha sık izlenmektedir. Başlangıcı daha ileri yaşlarda erken erişkinlik, geç ergenlik dönemlere rastlamaktadır.

 

Klinik Tanı

1. Tıkınırcasına yeme davranışı (Kısa bir zaman dilimi içinde bir kişinin yiyebileceği miktardan çok daha yüksek miktarlarda tüketmek) ve ardından yaşanan utanç, pişmanlık, kilo alma korkusu gibi duygularla girişilen kendini kusturma, laksatif kullanımı, idrar söktürücü kullanımı veya aşırı egzersiz gibi dengeleme amaçlı davranış

2. Bu davranışın en az haftada bir kez en az 3 aydır tekrar etmesi

3. Normale yakın kiloda olmak ya da en azından AN’da olduğu kadar düşük kilolarda olmamak

4. Kilo almaktan aşırı derecede korkmak, zayıf olmak için yoğun bir istek duymak

5. Benlik değerinin beden algısı ile ilişkili olması.

 

Alt Tipleri

1. Çıkarma Olan: Kusma, laksatif veya diüretik kullanımının görüldüğü tiptir. Bunlar medikal sorunlar açısından büyük risk altındadırlar. Kusmaya bağlı hipokalemi ve kardiyak sorunlar hatta ölüm, vücudun elektrolit dengesinde bozulmalar, diş minesinde kayıplar, yemek borusunda ve midede yırtılmalar olabilmektedir.

2. Çıkarma Olmayan: Katı diyet  ve aşırı spor söz konusudur.

 

Hastalığın Seyri

Bu kişiler hastalıklarının farkında olup, içinde bulundukları durumdan rahatsızdırlar. Bu nedenle tedaviye genellikle kendileri başvururlar ve tedaviden Anoreksiya Nervoza hastalarına göre daha yüksek oranda yanıt alırlar. Hastalıktan ölüm oranı %2 civarlarında olup, %40’ında tam iyileşme gözlenirken ne yazık ki %30 kadarı tedavi olmamaktadırlar. Tedavi edilemeyenler daha ziyade eşlik eden ikincil bir ruhsal hastalığı ya da kişilik problemi olan bireylerdir.

 

Tedavi

Multidisipliner yaklaşım

Genellikle ayaktan tedavi

 

3. Binge Eating Disorder (Tıkınırcasına Yeme Boz)

Tıkınırcasına yeme boz. bir bireyin aynı zaman diliminde ve aynı koşullarda yiyebileceğinden çok daha fazla miktarda yiyeceği kısa bir süre içinde tükettiği,  yemek yeme davranışını dizginleyemediği ve aşırı miktarlarda yemek yeme davranışının tekrar ettiği bir yeme bozukluğudur. TYB’nin temel özelliği, yemek yeme alışkanlıkları bu tanıma uyan kişilerde bulimia nervozanın (BN) ayırt edici özelliği olan tıkınırcasına yeme nöbetlerinin yol açabileceği etkileri giderebilmek için, hastanın kendini kusmaya zorlaması, ishale yol açan ya da idrar söktürücü ilaçlar kullanması,  yeme alışkanlığını uzunca bir süre dizginlemesi yahut yorucu beden hareketleriyle metabolizmayı hızlandırması gibi tedbirlerin alınmamasıdır.

Hastalık daha ileri yaşlarda (20li yaşların ilk yıllarında) ortaya çıkmaktadır. Tüm yeme bozuklukları içerisinde en sık izlenendir. Görülme sıklığı açısından incelendiğinde kadınlarda %3.5, erkeklerde ise %2 oranında izlenmektedir. Erkeklerde en sık görülen yeme bozukluğudur.

Bu kişiler genellikle normal kilonun üzerinde ve obez bireylerdir. Diyet programlarına başvuran obez hastaların en az %25-30’unun, morbid obez bireylerin ise %50-75 kadarının TYB olduğu tahmin edilmektedir. Bu hastalığa sahip obez bireyler ile obez olmayan bireyler arasında bir karşılaştırma yapıldığı zaman TYB’a sahip bireylerin aşırı yeme davranışından üzüntü ve utanç duydukları, ancak ataklar sırasında kendilerine istedikleri halde engel olamadıkları ve de beden imajları ile hastalığa sahip olmayan obez bireylere göre daha fazla meşgul oldukları gözlenmiştir.

 

Klinik

En az 3 aylık zaman dilimi içerisinde haftada en az 1 kez olmak kaydı ile yeme davranışı üzerindeki denetimin kalktığı hissi ile birlikte aşağıdakilerden en az 3’ünün olması;

a) Normalden hızlı yeme

b) Rahatsızlık duyulmasına rağmen yemeye devam etme

c) Aç hissedilmemesine rağmen büyük miktarlarda yemek yeme

d) Utanç nedeni ile tek başına yeme

e) Aşırı yeme davranışının ardından mutsuz, suçlu ve iğrenç hissetme

Bu bireyler yemek yeme davranışlarından ya da kilolarından dolayı kendilerinden nefret etme, beden görünümlerinden hoşlanmama ya da iğrenme, bedensel kaygılar ve kişisel ilişkilerde sıkıntı yaşayabilirler. Öte yandan yemek yeme davranışları ya da kiloları kişinin öteki insanlarla ilişkilerini ve çalışma hayatını olumsuz yönde etkiler.

 

 

4. Ortoreksiya Nervoza

Ortoreksiya Nervoza’yı kısaca sağlıklı beslenme takıntısı olarak adlandırabiliriz. Bu kişiler AN ve BN hastalarının aksine tüketilen yiyecek miktarı ya da zayıf görünme derdinde değillerdir. Bu kişilerin takıntılı olduğu nokta sağlıklı ve saf besinler tüketmek üzerinedir. Bunun bir sonucu olarak da aşırı derecede kilo kaybına uğrayabilmektedirler. Ancak sağlıksız kilolarda olmaları veya yeterli beslenmemelerine karşın onların takıldığı nokta yedikleri yiyeceğin ne denli saf ya da sağlıklı olduğudur. Bu hastalar zamanlarının çoğunu sağlıklı beslenme konusunda katı kurallar ile ilgili aşırı uğraş ile geçirmektedirler. Bu aşırı uğraş zamanla o kadar artabilmektedir ki kişinin sosyal işlevlerinde de bozulmalara yol açmaktadır. Kişilerin sağlıklı beslenme alışkanlıklarının olması şüphesiz hastalıklı bir durum değildir. Ancak aşırı uğraş haline dönüştüğü, uzun süreli olduğu ve günlük yaşamlarında olumsuzluklara yol açtığı zaman kişilik ve davranış boyutlarını ilgilendiren ruhsal bir sorun haline gelmektedir.

 

5. Gece Yeme Sendromu

Gece yeme sendromu (GYS); ilk olarak 1955’te tedaviye dirençli obezitesi olan hastalarda fark edilmiş, sabahları iştahsızlık (iştahsızlık nedeni ile kahvaltı atlanması veya ihmak edilebilir düzeyde yenilmesi), akșam aşırı yeme (günlük kaorinin en az %25 kadarı akşam yemeğinden sonra alınır)  ve uykusuzluk ile karakterize bir bozukluktur.

Bu rahatsızlığın toplum genelinde görülme sıklığı %2 kadarken obez hastalarda görülme sıklığı %10-15’ler civarında izlenmektedir. Gerek beslenme düzenindeki gerekse uyku düzenindeki bozulmalar nedeni ile bu hastalarda DM, HT ve KVS hastalıkları görülme sıklığı oldukça fazladır.

Tedavi öncelikli olarak uyku ritminin yeniden düzenlenmesini sağlayan medikal tedavi ve ardından düzenli beslenme alışkanlıklarının kazanılması amacı ile bir beslenme uzmanı ile işbirliği şeklinde sürdürülmelidir.

 

6. Uyku ile İlişkili Yeme Bozukluğu

UİYB uyku sırasında tekrarlayıcı  șekilde ortaya çıkan istem dıșı yemek yeme atakları olarak tanımlanmaktadır. Hastaların ¾’ünü kadınlar oluşturmaktadır. Yaklaşık %40’ı obezdir.

Uykuyla ilișkili yeme bozukluğu, yüksek kalorili ve garip yiyeceklerin yenmesiyle karakterizedir. Tıkınırcasına yeme de bu hastalarda yaygındır. Ancak UİYB olgularının hiçbirinde akșam yemeği ile yatma zamanı arasında așırı yemeler bildirilmemiștir.  İlginç bir  șekilde UİYB’da açlık hissi de yoktur ve uyku sırasındaki yiyecek seçimleri gündüz yediklerinden farklıdır. Hastalar çoğunlukla uykuda yürüyerek buzdolabına giderler ve tamamen uykulu bir biçimde, yiyecekleri  ızgara yaptıkları,  doğrayıp, dilimledikleri, pișirdikleri ve kızarttıkları belgelenmiștir. Bazı hastalar da sabahları kalktıklarında yastıklarında, yüzlerinde, yataklarında ve mutfaklarında yedikleri maddelere ait kalıntılar bulduklarını bildirirler. Bu epizotlar sırasında yenenler çoğunlukla yağ ve  șeker içeriği zengin yiyeceklerdir. (ketçap,  șekerlemeler veya kanola yağı gibi). Ayrıca hastaların çoğu ekmek, tartlar, günlük ürünler, dondurma, çikolata ve fıstık ezmesini de sık olarak tükettiklerini bildirmektedir. Ara sıra çiğ tavuk, avuç dolusu tuz veya șekerle yapılmıș sandviçler gibi garip yiyecekler de yiyebilirler. Hatta yiyecek olmayan maddeleri de (köpek ve kedi maması, el kremleri, amonyak, yağlı soda, yağlı sigara, pișmemiș spagetti, yumurta kabuğu, kuru kahve, tutkal, temizlik maddeleri) tükettikleri bildirilmektedir. Çoğu UİYB hastası ertesi gün bir önceki akșam olan olayları hatırlayamazlar. Daha sonra davranıșlarına ilișkin deliller ortaya çıktıkça kendilerinden utanırlar, suçluluk hissederler ve hatta kendilerinden nefret ederler. Bazılarında bilinmeyen kilo alımı ve sabahları duyulan utanç psikolojik bozulmaya neden olur. Bu durum daha sonra depresyon gelișmesine yol açar.

Gece yeme davranıșlarının tedavisi öncelikle altta yatan uyku bozukluğunun veya psikiyatrik bozukluğun tedavisiyle olmaktadır.