‘Bipolar Bozukluk (BP)’ duygudurumda çökkünlükten taşkınlığa uzanan dalgalanma dönemleri ile seyreden, tanı konulduğunda mutlak tedavi edilmesi gerekli, süreğen bir ruh hastalığıdır. Hastalığın ‘depresyon’ ve ‘mani’ olmak üzere iki ayrı ucu bulunmaktadır. Bu nedenle hastalığın ifade edilmesinde ‘İki Uçlu Bozukluk’ ve ‘Manik Depresif Bozukluk’ şeklinde isimler de kullanılmaktadır.

BP dahil psikiyatrik hastalıkların oluşumundan sorumlu etkenler kesin olarak bilinmemekle beraber, hastalıkların ortaya çıkmasında pek çok genetik ve çevresel etkenin bir arada rol oynadığı ifade edilmektedir. Atakların ortaya çıkışı ve görülme sıklığının mevsim değişikliklerinden etkilendiği bilinmektedir. Ayrıca bazı kişilik özelliklerinin BP gelişimi açısından daha yüksek risk taşıdığını gösteren çalışmaları da bulunmaktadır. Geçtiğimiz 40 yıl boyunca yapılmış çalışmalar BP gelişimi açısından %60-85 oranında genetik faktörlerin sorumlu olduğuna işaret etmektedir. Ailesinde duygudurum bozukluğu olmayan bireylerin yaşam boyu hastalığa yakalanma riski % 0.5 ile 1.5 arasında değişirken, birinci derece akrabalarında duygudurum bozukluğu olan kişilerde, bu risk normale göre 8 kat artarak %5-10’lara ulaşmaktadır.

BP her yaşta ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. Başlangıç yaşı genellikle 20’li yaşlar olup, hastaların 1/3’ünü 21 yaşından önce, 1/10’unu ise 50 yaşından sonra hastalananlar oluşturmaktadır. 20'li yaşlar her iki cinsiyet açısından da en riskli dönemler olmakla birlikte kadınlarda ek olarak hormonlar etkenlerin devreye girdiği gebelik ve gebelik sonrası dönem ile menapoz dönemlerinde de risk normale göre artış göstermektedir. Görülme sıklığı bakımından kadınlar ile erkekler arasında belirgin bir fark bulunmamaktadır.

BP’un, ataklar halinde seyreden bir hastalık olduğunu söylemiştik. Bu ataklar Depresyon ve Mani atakları şeklinde olabilmektedir.  Bu dönemlerde yaşanan belirtileri özetleyecek olursak;

  • Depresyon Belirtileri: En az 2 haftadır devam eden mutsuzluk hali, eskiden keyif alınarak yapılan aktivitelere ilginin azalması, eskiden alınan keyfin alınmaması, iştah ve kilo değişiklikleri, uyku bozuklukları, yorgunluk, halsizlik, algılamada azalma, dikkat dağınıklığı, unutkanlık, suçluluk- değersizlik düşünceleri ve ölüm/intihar düşünceleri.

 

  • Mani Belirtileri: Coşkulu ya da öfkeli ruh hali, aşırı hareketlilik, kolay tepki verme, konuşma hızında ve miktarında artış, yüksek sesle ve normalden hızlı konuşma, düşüncelerde hızlanma, konuşmanın devamlılığının olmaması, konudan konuya atlama, düşüncelerin hızına yetişememe, her zamankinden daha yaratıcı olma, dikkatin kolay dağılması, kendine güvende artma, büyüklük hissi, uyku ihtiyacında azalma buna rağmen enerji artışı, zevk veren ya da riskli uğraşlara aşırı ilgi, cinsel istekte artış, cinselliğe her zamankinden çok ilgi duyma, çok para harcama, sürekli gezme-alışveriş isteği, kendini durduramama.

Hastalık tanısı koyabilmek için en az bir ‘Manik’ ya da ‘Hipomanik’ atak geçirmiş olmak gerekmektedir Hastaların büyük bir kısmında (kadınların %75’i, erkeklerin %67’si) hastalık depresyon atağı şeklinde başladığından ne yazık ki ilk başvuruda %69’una doğru tanı konulamamaktadır. Belirtilerin başlangıcından tanı konana kadar geçen süre bazı hastalarda 10 yılı bulabilmektedir.  Ayrıca maninin daha hafif seyreden şekli olan hipomani ataklarının kişinin hayatında büyük sorunlara yol açmaması, ek olarak çoğu kişi tarafından bu dönemlerin hayatlarının en keyifli dönemleri olarak görülmesi yardım arayışına girmemelerine neden olmaktadır. Bu da tanı konulamaması veya yanlış tanı konulmasına yol açmaktadır.

Yakın zamanda konu ile ilgili yapılmış çalışmalarda depresyon ve mani dönemlerinin her zaman birbirinden farklı zaman dilimlerinde ortaya çıkmadığı, aynı zaman dilimi içinde çeşitli şekillerde bir arada olabilecekleri gösterilmiştir. Bu dönemlere ‘Karma Dönem’ denilmektedir. BP'ta eş tanı oranı da oldukça sıktır. Yani hastalığa psikotik belirtiler, kaygı belirtileri, alkol madde kullanım bozuklukları ve pek çok başka psikiyatrik hastalık eşlik edebilmektedir.

BP ciddi olumsuz sonuçlar doğurabilen bir hastalıktır. Bunlardan en önemlisi özellikle depresyon dönemlerinde ortaya çıkabilecek, ciddi intihar riskidir. Mani dönemlerinde ise kişinin kendi üzerindeki denetimi kalkacağından ani kararlar verebileceği, çeşitli alanlarda riskli girişimlerde bulunabileceği ve bunların bir sonucu olarak maddi kayıplara uğrayabileceği ve/veya manevi açıdan zarar görebileceği unutulmamalıdır.

BP, kronikleşme riskinin yüksek olması ve geçirilen her atağın beyinde kalıcı hasarlar yapması gibi nedenlerle erken tanınması ve mutlak tedavi edilmesi gerekli bir hastalıktır. Hastalık tedavisinde hedef kişinin işlevselliğini olumsuz yönde etkileyen belirtileri ortadan kaldırmak ve duygusal iniş çıkışların yaşanmasını engelleyerek kişinin hayatını kaliteli bir şekilde devam ettirmesini sağlamaktır. Günümüzde kullanılan mevcut ilaç tedavileri ne yazık ki hastalığı tam olarak ortadan kaldıramamaktadır. Ancak ilaç tedavisinin sonlandırılması halinde %80 oranında hastalığın tekrarlama riski vardır. Ayrıca bazı ilaçların bırakılması halinde bunlara karşı direnç gelişebilmekte ve tekrar başlansa bile önceden görülen etkinlik görülememektedir.  Bu nedenlerden ötürü ilaç tedavilerine çok gerekli bir durum söz konusu olmadıkça (Önemli bir fiziksel hastalık, gebelik durumu vb.) devam edilmesi önerilmektedir. BP hastalarının ilaç kullanırken hamile kalmaması ve doktor kontrolünde olmaksızın ilaçlarını bırakmaları sakıncalıdır. Kullanılan ilaçların vücut üzerindeki etki ve yan etkilerinin saptanabilmesi amacıyla belirli aralıklarla kan testleri yapılması son derece önemlidir.

 

Uzm. Dr. Ece USLU