Bağımlılık biyolojik, sosyal ve davranışsal boyutları olan bir beyin hastalığıdır. Beyindeki sinir hücrelerinin yapısal bozukluğu ile sonuçlandığından kişi kullanmak istemese bile beyni bağımlılık oluşturucu maddeyi istemeye devam eder. Sonuç olarak, kişi başta haz almak için yaptığı bu eylemi (alkol-madde kullanmak) bir süre sonra sıkıntıdan kurtulmak, eskiden hissettiği şekilde hissedebilmek için yapmaya başlar.

Bağımlılık kavramı içinde toplumda sıklıkla bilinen alkol, madde (esrar, eroin, kokain, bonsai, ekstazi, sigara, kafein vb) bağımlılıkları, kumar bağımlılığı ve son zamanlarda popüler hale gelen internet bağımlılığı gibi bağımlılıklar yer almaktadır. Hepsinin de ortak yanı kişinin bu durumlara karşı kontrol edilmesi güç yoğun bir istek duyması, bu durumlar söz konusu olduğu zaman kontrolünü yitirmesi ve bunların olumsuz sonuçlarına rağmen kendini durduramamasıdır.

Bağımlılığın en sık nedeni meraktır (Bir defadan bir şey çıkmaz, Ben kontrol ederim yanılması). Arkadaş gurubu dışında kalmama, toplumdan farklı olma ve sorunlardan bir süreliğine uzaklaşmak isteği, kendini ispat ve özgüven arayışı da nedenler arasında sayılmaktadır. Özellikle ergenler ve ailesinde bağımlılık hikayesi olan bireyler bağımlılık açısından büyük risk altındadırlar. Öte yandan bağımlılık gelişimi kullanılan maddenin cinsine, saflık oranına, kullanım süresi ve kullanan kişinin biyolojik/ kişilik / genetik özelliklerine göre farklılık göstermektedir.

Bağımlılık tanısı koyarken dünyada yaygın olarak kullanılan DSM tanı ölçütlerini kullanmaktayız. Bunlar;

  1. Giderek kullanılan madde miktarının artması veya aynı miktarda madde kullanılması ile belirgin olarak azalmış etki sağlanması
  2. Madde kullanılmadığı zamanlarda çeşitli belirtilerin ortaya çıkması veya bu belirtiler ortaya çıkmasın diye ya da kaçınmak için aynı maddeyi ya da yakın benzerini kullanmak (ör: uykusuzluk, sinirlilik, terleme, rahatlayamama, titreme vb.)
  3. Maddenin çoğu kez tasarlandığından daha yüksek miktarlarda ya da daha uzun bir dönem süresince alınması (ör: 1 tane içeceğim deyip birden fazla içmek, veya 1 saat içeceğim deyip 3-4 saat içmek)
  4. Madde kullanımını bırakmak ya da denetim altına almak için sürekli bir istek ya da boşa çıkan çabaların olması (ör: sık sık bırakmak tekrar başlamak, ramazanda içmemek bayramlarda başlamak)
  5. Maddeyi bulmak, maddeyi kullanmak ya da maddenin etkilerinden kurtulmak için çok fazla zaman harcamak (kişi maddeyi bulmak için çaba harcıyordur. Parasını bulmak için gerekirse borç alıyordur, çalıyordur ya da zamanını madde kullanarak geçiriyordur. )
  6. Madde kullanımı yüzünden önemli toplumsal, mesleki etkinlikler ya da boş zamanlarını değerlendirme etkinliklerini bırakmak ya da azaltmak (ör: işe az gitmek, aileyle ilgilenmemek, madde kullanmayan arkadaşlarla buluşmamak vb)
  7. Maddenin neden olmuş olabileceği fiziksel ya da psikolojik bir soruna rağmen madde kullanımını sürdürmek (ör: kokainin yol açtığı depresyonunun olduğunu bilmesine rağmen kokain kullanıyor olma ya da esrar tüketimi ile şüpheciliğinin kötüleştiğini bilmesine rağmen içmeyi sürdürme)

12 aylık bir dönem süresince bu belirtilerden en az 3 tanesinin varlığı halinde ‘Bağımlılık’ tanısı koyulmaktadır.

 

Bağımlılık tanı koyulduktan sonra mutlaka tedavi edilmesi gerekli bir hastalıktır. Tedavi edilmemesi halinde fiziksel, ruhsal ve sosyal alanlarda pek çok sorunlara yol açabilmektedir.

  • Fiziksel sorunlar: 2 tiptir. Birincisi maddenin yoksunluğuna bağlı ortaya çıkan sorunlardır. Tekrarlayan madde kullanımlarında bedende maddeye karşı uyum gelişmektedir. Madde alınmadığı zamanlarda, geliştirilmiş fizyolojik uyumun bozulmasına bağlı olarak fiziksel belirtiler ortaya çıkmaktadır. Bunlar terleme, titreme, uykusuzluk, iştahsızlık, tansiyonda oynamalar şeklindedir. İkinci sorun ise maddeye uzun süreli maruziyet sonucunda ortaya çıkmaktadır. Örneğin; düzenli alkol kullanımında karaciğer hasarı, uyku sorunları, damar tıkanıklığı ve kalp krizi, bunama, cinsel sorunlar; düzenli esrar kullanımı ile bellek işlevlerinde-öğrenmede bozulma, akciğer hasarı; düzenli eroin kullanımında kardiyovasküler sistem ve solunum sistemi sorunları; düzenli kokain kullanımında ise burunda kanama ve delinmeler,  akciğer hasarı, tikler, beyin damarlarında tıkanmalar ve felçler, migren benzeri baş ağrıları görülebilmektedir.  

 

  • Ruhsal Sorunlar: Madde alınmadığında yoksunluğa bağlı huzursuzluk, gerginlik, tedirginlik, ve panik nöbetleri yaşanabilmektedir. Uzun süre madde kullanımı halinde ise depresyon, kaygı bozuklukları ve şizofreni ya da şizofreni benzeri psikotik bozukluklar başta olmak üzere çeşitli ruhsal hastalıklar ortaya çıkabilmektedir.

 

  • Sosyal Sorunlar: Kişiler madde kullanmak için ailelerini, sorumluluklarını, sosyal ilişkilerini bir yana bırakabilmektedirler. Madde alabilmek için borçlanabilmekte ve madde kullanımına bağlı çeşitli yasal sorunlarla karşılaşabilmektedirler.

 

Madde kullanımının bağımlılığa dönüşmeden fark edilmesi ve müdahale edilmesi önemli bir konudur. Çünkü bağımlılık geliştikten sonra  geri dönüş çok daha zor olup, tedavi olunsa bile %85 tekrarlama riski söz konusudur. Ancak ne yazık ki yapılan araştırmalar bize madde bağımlılığının ortalama 2 yılın sonunda fark edilebildiğini ve tanı konulabildiğini göstermektedir. Alkol ve Madde Bağımlılığı’nın erken dönemde fark edilebilmesini sağlayacak ipuçları aşağıda sıralanmıştır. Bunlar;

1. Kişide Zararlı Alkol Kullanımının Bulunduğunu Gösteren Belirtiler

  • Fiziksel zararlara rağmen içmeye devam etmek
  • Sarhoş oluncaya kadar içmek
  • Hızlı içmek
  • İşe ve sorumluluklara geç kalmak
  • Ağır içici insanlarla arkadaşlık etmek
  • Boş zamanlarını alkol alarak geçirmek
  • Alkollü araç kullanmak
  • Yalnız başına içmek
  • Kesmek ya da azaltmak gerektiğini düşünmesine rağmen başaramamak
  • Eleştirilere öfkelenmek
  • Suçluluk duygularını alkol alımı ile ilgili yaşamak
  • İlk olarak akşamdan kalmalığını sabah alkol alarak gizlemek 

 

2. Diğer Maddelerin Kullanımında Erken Tanı 

  • Kan ve idrar tetkikleri yapılabilir
  • Davranış Değişiklikleri: Çevre ve arkadaş değişikliği, aileden ve evden uzaklaşma, evde yalnız kalmayı tercih etmesi, sık sık banyo ve tuvalete gitmesi, aşırı para harcama, dış görüntüsünün ve temizliğinin bozulması, okul ve iş yerinde performans azalması
  • Bedensel Değişiklikler:  Uyku bozukluğu, dalgınlık, yorgunluk, halsizlik, isteksizlik, beslenme bozukluğu ve kilo kaybı, gözlerde kanlanma, göz bebeklerinde sulanma ya da büyüme, konuşmada güçlük, peltek ve mırıldanır tarzda konuşmak, sarhoşluk hali, ciltte lekeler, enjeksiyon izleri, yaralar.
  • Diğer Belirtiler: Uykusuzluk nedeni ile ilaç talebi, unutkanlık, sürekli baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, midede yanma ve karın ağrıları, depresyon, sinirlilik
  • Ailelerin Fark Edebileceği Ailevi Sorunlar: Çocuklarda okul sorunları, eş ve çocuklarda depresyon ve anksiyete bozukluğu, dikkat eksikliği, şiddete meyil, açıklanamayan baş ve mide ağrıları, tepkilerde zayıflama, motor aktivitelerin azalması, görme bozukluğu, zihinsel yetilerin azalması

 

Bağımlılık tedavisi iki aşamalıdır. Birinci aşama detoksifikasyon aşamasıdır. Bu aşamada maddenin bırakılması halinde yaşanabilecek yoksunluk belirtilerinin önlenmesi ve kişinin yoksunluk belirtilerini mümkün olan en az düzeyde yaşamasını sağlamak hedeflenmektedir. Çünkü maddenin ilk bırakıldığı dönemde ortaya çıkan yoksunluk belirtileri tekrardan madde kullanımına başlamanın en sık nedenidir. Detoksifikasyon sonrası hedef madde kullanımının yol açtığı ve/veya tekrardan madde kullanımına neden olma ihtimali yüksek ruhsal sorunların tedavisi ve temiz kalınımını sürdürmeye yöneliktir. Gerek detoksifikasyon döneminde gerekse sürdürüm tedavisinde psikoterapi desteği de büyük bir rol oynamaktadır.

Bağımlı kişi madde kullanmayı bıraktıktan sonra, tekrar madde kullanmaya başlarsa kısa sürede eski kullandığı doza geri dönecektir. Bu nedenle geçmişte bağımlılık öyküsü olan kişinin az miktarda olsa dahi tekrardan madde kullanması sakıncalıdır. Ancak birçoğu bu durumun farkında olmadığından ve az kullanabileceğini düşündüğünden, kendini denemek amacı ile tekrar madde kullanmaktadır. Bu durum bağımlılık kısır döngüsüne tekrar girmesi ile sonuçlanmaktadır.

Bağımlılık tekrarlama riski yüksek bir hastalıktır. Tedavide tek başına maddeyi bırakmak yeterli olmamakta, kişinin davranışlarını, arkadaş çevresini ve yaşam tarzını da değiştirmesi gerekmektedir. Bu anlamda yapabilecekleri aşağıda sıralanmıştır. Bunlar;

  • Hayatını programlaması ve boş zaman bırakmaması
  • Madde/ alkol kullanmayan arkadaş çevresi edinmesi (arkadaş ortamını değiştirmesi)
  • Maddeyi- alkolu hatırlatacak ortamlardan uzak durması (kilo vermek isteyen insan pastaneye giderse ne olur?)
  • İçme isteği olsa bile bunun kısa süreli ve gelip geçici bir istek olduğunu bilmesi ve madde kullanımına yönelmemesi (Çünkü bir kez başladıktan sonra durabilmek çok daha zor olacaktır.)
  • İstek geldiği zaman madde alma davranışı yerine konulabilecek, keyif verici uğraşlar bulmaları (Bunun önceden tasarlanmış ve hazırda bekliyor olması gerekmektedir)
  • İçinde bulundukları ana ve ayık kaldıkları zamana yani başarılarına yönelmeleri (Gelip geçici bir istek yüzünden en başa dönmeyi göze almalarını engelleyecektir)
  • Yalnız, uykusuz, aç kalmamaları
  • Düzenli bir hayatlarının olması ve stresten uzak durmaları
  • Yine hangi durumlarda içmeye yöneldiklerini fark edip o durumlardan uzak durmaları

 

Uzm. Dr. Ece USLU

Kaynak: Bağımlılık Temel Kitabı / Prof. Dr. Kültegin Ögel