Depresyon genel anlamda bir ruhsal çökkünlük halidir. Bu çökkünlük halinden bedensel ve bilişsel alanlar da olumsuz yönde etkilenmektedir. Beyin kimyasında duygudurum düzenlenmesinde rol oynayan bazı maddelerin dengesizliklerinden kaynaklanmaktadır. Depresyonun delilik, irade ve/veya zeka ile ilişkisi bulunmamaktadır.  

Depresyon denildiği zaman çoğunlukla kastedilen Unipolar Depresyon ya da diğer adı ile major depresyondur. Bunun yanında Atipik Depresyon (İştah ve uykuda normal depresyondan farklı olarak artma, depresif belirtilerin daha çok yalnız kalınan zamanlarda belirgin olması), psikotik belirtilerin eşlik ettiği depresyon, postpartum depresyon (doğumdan sonraki ilk 4 hafta içinde ortaya çıkan depresyonlardır. Ağlama, panik nöbetleri, çocuğa ilgi azalması ve çocuğa zarar vereceğine dair korkular, intihar düşünceleri ön plandadır), mevsimsel özellik gösteren depresyon, bipolar depresyon, katatonik depresyon, bedensel hastalıklara ikincil depresyon, çifte depresyon (distimi + depresyon) ve melankolik (Sabahları erken uyanma, sabah kötüleşmesi, aşırı suçluluk düşünceleri) depresyon gibi farklı depresyon çeşitleri de bulunmaktadır.

Depresyondaki kişi kendini her zamankinden mutsuz, keyifsiz hisseder. Bu genellikle nedensiz bir mutsuzluk hissi şeklindedir. Genel anlamda bir isteksizlik hali vardır. Tahammülsüzdürler. Daha önceleri yapmaktan keyif aldıkları şeyleri yapmak istemez,  yapsa da eskiden aldıkları kadar keyif alamazlar. Bu kişilerin uyku ve iştahlarında da sorunlar olur. Gün boyunca yorgun ve halsiz hissederler. Dikkatleri bozulduğundan unutkanlık sorunu yaşayabilirler. Geleceğe yönelik karamsardırlar. Normalde üstesinden gelebilecekleri sorunları, sanki dünyanın en büyük sorunlarıymış gibi görüp, yanlış kararlar verebilirler. Bu nedenle depresyondaki kişilerin hayatları ile ilgili verecekleri önemli kararları tedaviden sonraya bırakmaları istenmektedir.  Suçluluk değersizlik ve ölüm düşünceleri de bu belirtilere eşlik edebilmektedir. Ancak bu belirtilerin bir kısmı (mutsuzluk, isteksizlik, uyku ve iştah sorunları, tahammülsüzlük, dalgınlık) zaman zaman herkeste görülebilmektedir. Yani her mutsuzluk depresyon anlamına gelmemektedir. Depresyon tanısı koyabilmek için bu belirtilerin en az iki hafta süre ile devam ediyor olması ve iş-sosyal hayat-aile ortamları gibi çeşitli alanlardaki işlevsellikte bozulmalara yol açması gerekmektedir.

Depresyonun ortalama görülme yaşı 35-40’lı yaşlar olmakla beraber son zamanlarda yapılan çalışmalarda özellikle gençlerde depresyonun görülme sıklığının belirgin derecede artmış olduğu görülmektedir. Kadınların depresyona girme sıklığı erkeklere oranla 2 kat daha çoktur. Ancak depresyon nedenli intiharlar erkeklerde daha sıklıkla ölümle sonuçlanmaktadır. Depresyon hastalarında intihar riski açısından her zaman dikkatli olunmalıdır.

Bu durumun ortaya çıkışı tıpkı fiziksel hastalıklarda olduğu gibi biyolojik temellere dayanmaktadır. Yani, şeker hastası olan bir kişinin kendi iradesi ile bu hastalığın üstesinden gelmesi ne kadar mümkün değilse, depresyon açısından da durum böyledir. Depresyonun şiddetini belirleyen temel faktör bireysel özelliklerdir. Depresyonun ortaya çıkmasında ve ne yoğunlukta yaşanacağının belirlenmesinde, kişinin genetik yükü (aile hikayesi-ailede depresyon ya da başka psikiyatrik hastalıklar olup olmadığı), kişilik özellikleri, stresle ve sorunlarla baş etme becerileri, yaşanılan travmatik olayların varlığı/sıklığı, depresif belirtilerin ortaya çıkış zamanı ve nedeni, eşlik eden başka ruhsal ya da fiziksel hastalığa sahip olunup olunmadığı önemli rol oynamaktadır.

Depresyon, tanısı koyulduğu zaman tedavi edilmesi gerekli bir hastalıktır. Tedavisi ilaç tedavisi ve/veya psikoterapi şeklinde olabilmektedir. Burada sorulması uygun soru ne zaman ilaç tedavisi gerekeceğidir. Kişinin günlük hayatı bu durumdan belirgin şekilde etkileniyorsa, ilaçsız düzelme olmayacağı düşünülüyorsa (orta-ağır şiddette), tekrar etme riski fazla ise, aile hikayesi ya da önceden geçirilmiş depresyon hikayesi varsa, doğurabileceği zararlı sonuçlar (iş kaybı, intihar riski) varsa kesinlikle ilaç tedavisi başlanmalıdır. İlaç tedavisi mutlaka bir psikiyatri uzmanı tarafından başlanmalı ve onun gözetiminde sonlandırılmalıdır. Depresyonun uygun şekilde tedavi edilmemesi halinde tekrarlama ve kalıcı olma riski bulunmaktadır.

 

Uzm. Dr. Ece USLU